Şiir Antoloji.comKitapŞiirEtkinlikler Şarkı SözleriŞarkılar Antoloji.comResimForumNedir?Antoloji.comÜyelerAntoloji.comGruplarAntoloji.com Mesajlarım
 
 
 
 
 Yeni Tartışma Aç
 Forum Ana Sayfa
  - Yaşam
  - Güncel
  - Bilim
  - Edebiyat
  - Şiir
  - Kültür Sanat
  - Müzik
 Tüm Tartışmalar
 Serbest Kürsü
 Konferans Salonu
 Mavi Salon
 Nedir Bölümü
 Forum Yazılarım
 Sevginizi İlan Edin
 Anketler
 Kimler Online?
 Forum Kuralları
 
Forum bölümü ile ilgili düşüncelerinizi lütfen bize yazınız

Antoloji Dünyasından Haberler
 

Erdemli Sözler, Ders Alınacak Hikayeler, Öğütler...

Başlatan: Elin Herifi (22 Ağustos 2007 Çarşamba)


Konuyla ilgili görüşünüz / mesajınız:
Yaptığınız yorumlar 30 saniye sonra sitede görüntülenecektir.
 

« Önceki 1 2 3 4 10 17 18 19 20 21 22 23

  • 0 person liked.
    0 person did not like.
    bilig (25.08.2007 18:00) Cevap yaz | Bu mesajı sil

    'Asla her şeyi bildiğini sanma. Gerçekten çok bilgili olsan da, kendi kendine 'ben cahilim' diyebilecek kadar cesaretin daima olmalı.'
    Pavlov

     

  • 14-B (25.08.2007 17:46) Cevap yaz | Bu mesajı sil

    saklanırken hapşırmayın.....
     

  • neva1991 (25.08.2007 16:25) Cevap yaz  Favori sözünü oku | Bu mesajı sil

    Başkalarını bilen bilgili,kendini bilen akıllıdır.
     

  • neva1991 (25.08.2007 16:23) Cevap yaz  Favori sözünü oku | Bu mesajı sil

    Herkes hata yapar ama sadece ahmaklar aynı konuda iki kere hata yaparlar.
     

  • bilig (25.08.2007 14:44) Cevap yaz | Bu mesajı sil

    'Yalnız işittiğim sözleri unuturum,
    Gördüklerimi anımsayabilirim,
    Fakat iyice bildiğim şey, yapabildiğim şeydir.'
    Çin Atasözü

     

  • şakayık=gelincik (25.08.2007 14:42) Cevap yaz | Yazılmış 1 cevabı oku  Favori sözünü oku | Bu mesajı sil

    efendiler! dünya bir ağaç.
    biz de bu alemde yarı ham yarı olmuş meyvelere benzeriz.
    ham meyveler daha iyice yapışır,oradan kolay kolay kopmazlar. çünkü ham meyve köşke,saraya layık değildir.
    bu dünyadan başka hayat tanımayanlar da ham meyve gibidir ler.
    dünyadan ayrılmak istemezler;
    çünkü sultanın sarayına, yani Allah ın cennetine çıkacak ne yüzleri ne de olgunlukları vardır. MEVLANA

     
     

    istanbul kudüs hattı (25.08.2007 16:10) Cevap yaz | Yazılmış 1 cevabı oku | Bu mesajı sil
    eyvallah ablacım ;)


     

  • Nehirce Yaşamlar (25.08.2007 14:38) Cevap yaz  Favori sözünü oku | Bu mesajı sil

    SENDEN SORULUNCAYA KADAR SUSMAN, SUSTURULUNCAYA KADAR KONUŞMANDAN HAYIRLIDIR... HZ. ALİ.
     

  • bilig (25.08.2007 13:55) Cevap yaz | Bu mesajı sil

    'İnsan her söylediğini bilmeli fakat, her bildiğini söylememeli.'
    N. Kemal

     

  • istanbul kudüs hattı (25.08.2007 13:19) Cevap yaz  Favori sözünü oku | Bu mesajı sil

    NE OL NE OLMA...

    Paranı ver, gönlünü ver, selam ver ama; sırrını verme.
    Günlerini say, senedini say, büyüklerini say ama; yerinde sayma
    Emek ver, kulak ver, bilgi ver ama; hiç bir zaman baş verme.
    Sarıcı ol, bakıcı ol, kalıcı ol ama; bölücü olma

    Fidan büyüt, çocuk doyur çocuk besle ama; kin besleme.
    Eşini beğen, işini beğen, aşığını beğen ama; kendini beğenme.
    Davet et, hayret et, affet, tövbe et ama; ihanet etme.
    Hedefe koş, cihanda koş, yardıma koş ama; ortak olma.

    Elini aç, kapını aç, gözünü aç ama; ağzını açma
    Okumaktan zarar gelmez, oku ama; lanet okuma.
    Rakibini geç, sınıfını geç ama; gülüp geçme.
    Ev al, araba al, abdest al ama; beddua alma.

    Zulmü devir, nesri devir ama; çam devirme.
    Yaklaş, konuş, tanış ama; uzaklaşma.
    Doğrul, devril ama; eğilme.
    Seslen, uslan ama yaslanma.
    İtil, atıl ama; satılma.

    HZ. Mevlana

     

  • bilig (25.08.2007 12:15) Cevap yaz | Bu mesajı sil

    'İnsanların duyguları, bilgileriyle ters orantılıdır. Ne kadar az bilirseniz, onu o kadar şiddetle savunursunuz.'
    B. Russel

     

  • 35451 (25.08.2007 11:12) Cevap yaz | Bu mesajı sil

    düşmanım inkar edenlerdir.bu nedenle yaptıklarımın minnetini beklemiyorum ve hayati bir mesele olmadıkça açıklanmasına müsaade vermiyorum......
    ABDULLAH ÇATLI

     

  • sherlock holmes (25.08.2007 09:14) Cevap yaz | Yazılmış 1 cevabı oku | Bu mesajı sil

    Türkiyenin bağımsızlığından başka bir şey istemedim.
    Ve bu sebeple Amerikan emperyalizmine ve işbirlikçilerine karşı mücadele verdik.
    Bundan dolayıda ölümden korkmuyoruz.
    Onu anca işbirlikçiler düşünsün ve ancak onlar kendi canının telaşına düşsün

    ben 24 yaşında kendimi Türkiyenin bağımsızlığına armağan etmekten onur duyuyorum.
    Bu bağımsızlık düşüncesini mezara kadar götüreceğiz...
    deniz gezmiş...

     
     

    ydidim (06.09.2007 23:35) Cevap yaz | Yazılmış 1 cevabı oku | Bu mesajı sil
    asıl iş birlikçi olan kendisidir. bilmeyen mi var komünist olduğunu


     

  • atis (25.08.2007 01:39) Cevap yaz | Bu mesajı sil

    sende olmayan,kimsede yoktur..
     

  • sevdamsenanur (24.08.2007 23:55) Cevap yaz | Bu mesajı sil

    En güzel fikir kendi kendini tefekkür etmendir
     

  • blueAngel78 (24.08.2007 22:13) Cevap yaz | Yazılmış 3 cevabı oku  Favori sözünü oku | Bu mesajı sil

    Bu gününü düşünme
    Dün geçti, Yarın var mı?
    Gençliğine Güvenme!
    Ölen hep ihtiyar mi?
    Ya İslam`da erirsin
    Ya inkarda çürürsün
    Yol Mezarda bitmiyor
    Girdiğinde görürsün

     
     

    JetKunDo (31.08.2007 15:33) Cevap yaz | Bu mesajı sil
    şeyh edebalinindi dimi bu söz


    benim_gerçek_emanuel (25.08.2007 10:23) Cevap yaz | Bu mesajı sil
    süpperrrrrrr ya ne diyim yumruk gibi bir forum yazısı


    sherlock holmes (25.08.2007 09:15) Cevap yaz | Bu mesajı sil
    necip fazıl diyosun yani...


     

  • bilig (24.08.2007 17:43) Cevap yaz | Bu mesajı sil

    'İnsanın bilgisiz olduğunu bilmesi, bilime doğru attığı önemli bir adımdır.'
    Disraeli

     

  • __ELA__ (24.08.2007 17:41) Cevap yaz | Yazılmış 5 cevabı oku | Bu mesajı sil

    Yağmur Oğlum, Bugün tam bir buçuk yaşındasın. Vasiyetnameyi bitirdim, kapatıyorum. Sana bir de resmimi yadigar olarak bırakıyorum. Öğütlerimi tut, iyi bir Türk ol. Komünizm bize düşman bir meslektir. Bunu iyi belle. Yahudiler bütün milletlerin gizli düşmanıdır. Ruslar, Çinliler, Acemler, Yunanlılar tarihi düşmanlarımızdır. Bulgarlar, Almanlar, İtalyanlar, İngilizler, Fransızlar, Araplar, Sırplar, Hırvatlar, İsponylollar, Portekizliler, Romanlar, yeni düşmanlarımızdır. Japonlar, Afganlılar, Amerikalılar yarınki düşmanlarımızdır. Ermeniler, Kürtler, Lazlar, Çerkezler, Abazalar, Boşnaklar, Arnavutlar, Pomaklar, Zazalar, Lezgiler, Gürcüler, Çeçenler, Çingeneler, içerideki düşmanlarımızdır. Bu kadar çok düşmanla çarpışmak için hazırlanmalı. Tanrı yardımcın olsun.' (N. Atsız)


    N.atsız ın oğluna vasiyeti.

     
     

    Haldun Bilgin (23.04.2011 23:07) Cevap yaz | Bu mesajı sil
    Allah bu sozu soyleyene lanet etsin! ...


    ydidim (06.09.2007 23:38) Cevap yaz | Bu mesajı sil
    atsızmı eşeksizmi bilmem ama farklı bir görüşe hizmet ettiği açık


    ***jeazabel*** (29.08.2007 02:10) Cevap yaz | Bu mesajı sil
    doğru söylemiş türke türkten başka dost yok..................


    gamsız-22 (25.08.2007 22:44) Cevap yaz | Bu mesajı sil
    nasıl bir kafa yapısı ki bu bir buçuk ya ... devam ediyor


    Bilge Su 1 (25.08.2007 00:04) Cevap yaz | Yazılmış 1 cevabı oku | Bu mesajı sil
    utanç verici...! ! 'Erdemli Sözler, ... devam ediyor


     

  • voltada_söylenen_türkü (24.08.2007 16:49) Cevap yaz | Yazılmış 1 cevabı oku  Favori sözünü oku | Bu mesajı sil

    cesur birkez, korkak bin kez ölürmüş

    uğur mumcu

     
     

    Bilge Su 1 (24.08.2007 19:58) Cevap yaz | Yazılmış 1 cevabı oku | Bu mesajı sil
    “Ben ülkemin bağımsızlığı ve halkımın mutluluğu için şerefimle bir defa ölüyorum. Sizler bizi asanlar şerefsizliğinizle her gün öleceksiniz. Biz halkımızın hizmetindeyiz. Sizler amerika’nın hizmetinde ... devam ediyor


     

  • herşey yalan_34 (24.08.2007 16:18) Cevap yaz  Favori sözünü oku | Bu mesajı sil

    SAYGI GÖSTERMEYENİN SAYGI İSTEMEYE HAKKI YOKTUR..evet saygının azaldığı günümüzde ilk önce saygı göstermesini bilelim ki saygı görmeyi hakkedelim..herkese sellamlar
     

  • melek-günebakan (24.08.2007 16:09) Cevap yaz  Favori sözünü oku | Bu mesajı sil

    ey hayat! işte senin şarkın:katlan ve öl
     

  • Zeynep Yağmur 2 (24.08.2007 16:00) Cevap yaz  Favori sözünü oku | Bu mesajı sil

    Cesur insan korkusuzca devam edebilendir.
    Kahraman insan tüm acılarına rağmen yenilmeyendir.

     

  • blueAngel78 (24.08.2007 15:22) Cevap yaz  Favori sözünü oku | Bu mesajı sil

    Gözünü bürümüstü,
    Hürriyet,şeref ve şan.
    İşte böyle olmalı,
    İçi yanan kahraman!

     

  • _Rate (24.08.2007 15:17) Cevap yaz  Favori sözünü oku | Bu mesajı sil

    Nietzsche

    Öyle bir hayat yaşıyorum ki,
    Cenneti de gördüm,cehennemi de.
    Öyle bir aşk yaşadım ki,
    Tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de.
    Bazıları seyrederken hayatı en önden,
    Kendime bir sahne buldum oynadım.
    Öyle bir rol vermişler ki,
    Okudum okudum anlamadım.
    Kendi kendime konuştum bazen evimde
    Hem kızdım hem güldüm halime,
    Sonra dedim ki ‘söz ver kendine’
    Denizleri seviyorsan,dalgaları da seveceksin.
    Sevilmek istiyorsan,önce sevmeyi bileceksin.
    Uçmayı seviyorsan,düşmeyi de bileceksin.
    Korkorak yaşıyorsan,yalnızca hayatı seyredersin.
    Öyle bir hayat yaşadım ki son yolculukları erken tanıdım.
    Öyle çok değerliymiş ki zaman,
    Hep acele etmem bundandı
    Anladım…
    -
    Dilenci(victor hugo)

    Sen,hergün köşe başlarında
    Yırtık urbanla kirli ellerinle
    Avuç açan,sefil insan.

    İnan yok farkımız birbirimizden.
    Sen belki tüm yaşamınca dilencek;
    Beklediğin beş kuruşu biri vermezse,
    Ötekinden isteyeceksin.

    Ama ben, tüm yaşamım boyunca
    Tek bir kez dilendim,
    Bir acımasız kalbin sevdası ile alevlendim.
    Öylesine boş öylesine açık kaldı ki elim,
    Yemin ettim bir daha dilenmeyeceğim…

     

  • blueAngel78 (24.08.2007 15:05) Cevap yaz  Favori sözünü oku | Bu mesajı sil

    Dedi ki:Zillet yolunda,
    Haksızlıgın cukurunda,
    Duranlara lânet olsun!

    Hakk yol icin canımız
    Helâl olsun hep kanımız,
    Rahattır ya vicdanımız,
    Türk töresi âdet olsun!

    Türkçe'm gönül destânımdır
    Dinim gönül fermanımdır,
    Yurdum sevda harmanımdır,
    Soyuma emanet olsun!

    Vurulsa bana kelepçe
    Saldırırım daha pekçe,
    Tavrımız yoktur dönekçe,
    Tüm cihana senet olsun!

     

  • _Rate (24.08.2007 15:03) Cevap yaz  Favori sözünü oku | Bu mesajı sil

    'Aşkın en sağlam sigortası mesafedir' der Enis Batur, Cogito'nun 'Aşk' sayısına yazdığı önsözde...

    Yıllar yılı hasretle beklediği ışığa kavuşan bir hücre mahkumu nasıl körleşirse, aşk da körelir yakına gelince...

    Sanki özlemdir aşkın çimentosu; özlem çekildi mi aşk, kumsalda şehvetinden soyunmuş yatan çıplak bir beden kadar sıradanlaşır, ehlileşir, söner.

    Belki ondandır aşkların en güzelinin mektuplara yazılmış, şarkılara dökülmüş, telefonlarda söylenmiş oluşu...

    Mutlu aşkta yazılacak birşey bulunamamıştır çünkü...

    * * *

    Nazım Hikmet'in hayatı bu tezin ispatıdır adeta...

    Nazım'ın hep uzağındaki kadınları sevdiği söylenebilir.

    Piraye ile 1935'te evlendi. Ertesi yıl tutuklanarak içeri girdi. 'Adını kol saatinin kayışına tırnağıyla yazdığı' bu kadınla 1950'de çıkana kadar yazıştılar.

    17 yıllık ilişkileri boyunca yazılan 581 mektubu Piraye Hanım'ın oğlu Memet Fuat yayınladı geçenlerde... Nazım, karısına şöyle yazıyordu:

    'Seni nasıl seviyorum biliyor musun? Ot yağmuru nasıl severse, ayna ışığı nasıl severse, balık suyu ve insan ekmeği nasıl severse, sarhoşun şarabı, şarabın billur kadehi sevdiği gibi, annenin çocukları, çocukların anneleri sevdikleri gibi, Lenin'in inkılâbı ve inkılâbın Marx'ı sevdiği kadar, velhasıl seni Nazım Hikmet'in Hatice Zekiye Pirayende Piraye'yi sevmesi gibi seviyorum.'

    O mektuplardan birinde Nazım, 'Çıkarsam ve sana kavuşursam, bu öyle dayanılmaz bir saadet olacak ki, gebereceğim diye korkuyorum' diyordu. Oysa öyle olmadı. Taze bir ekmek hayaliyle yıllar yılı aç yaşayan biri, hasretle dişlediği somunun dördüncü diliminde ne hissederse onu hissetti Nazım; ot yağmura, ayna ışığa kavuştuğunda ne olursa, o oldu.

    Alışıldı.

    Sarhoş şaraptan bıktı, şarap kadehten taştı, inkılâp Marx'ı aştı.

    Aşk bitti ve ayrıldılar.

    Nazım yeni bir aşktaydı çoktan... 1949'da Bursa cezaevinde dayısının kızı Münevver'e tutulmuştu. Boşandığı 1951 yılında Münevver'den bir oğlu oldu.

    Yeniden içeri alınacağını hissedince, '7 tepeli şehrinde bırakıp gonca gülünü' yurtdışına kaçtı. Vatandaşlıktan çıkarıldı ve yeniden başladı hasret mektupları... Bu kez mektupların üzerinde Münevver'in adresi yazılıydı:

    Yüz yıl oldu yüzünü görmeyeli
    Belini sarmayalı
    Gözünün içinde durmayalı
    Aklının aydınlığına sorular sormayalı
    Dokunmayalı sıcaklığına karnının
    Yüz yıldır bekliyor beni
    Bir şehirde bir kadın
    Aynı daldaydık, aynı daldaydık
    Aynı daldan düşüp ayrıldık

     

  • _Rate (24.08.2007 14:55) Cevap yaz | Yazılmış 1 cevabı oku  Favori sözünü oku | Bu mesajı sil

    Aşk bir emre dönüştüğünde Nefret hazza dönüşebilir. *** kumar oynamazsan asla kazanamazsın. *** Harikulade düşünceler ve harikulade kadınlar kalıcı değildirler.
    *** bir kaplanı yakalayıp kafese koyabilirsiniz ama onu kırdığınızdan asla emin olamazsınız, insanlar daha kolaydır. *** Tanrı'nın nerede olduğunu bilmek istiyorsan ayyaşa sor. ***
    sığınak çukurlarında melek bulunmaz. *** acı hissetmemek duyguların kesintisi demektir; her coşku şeytanla pazarlıktır. *** Hayat ile Sanat arasındaki fark Sanatın daha katlanılır olmasıdır. *** hayatta bir Amerikan ayyaşı ölü bir Yunan Tanrı'sından daha çok ilgilendirir beni. hiçbir şey gerçek kadar sıkıcı olamaz.
    *** Dengeli insan delidir *** hemen herkes dahi doğar geri zekalı gömülür. *** cesur insanın hayalgücü kısıtlıdır, korkaklık kötü beslenmenin bir sonucudur. *** cinsel ilişki şarkı söylerken ölümün kıçına tekmeyi basmaktır. *** egemenlik gerçekten milletin olduğunda hükümetlere gerek kalmayacak; o zamana kadar hapı yutmuşuz. * * *
    entelektüel basit bir şeyi karmaşık söyleyebilen kişidir; sanatçı ise zor bir şeyi kolay. * * * dostlarının nerede olduklarını bilmek istersen kodese gir. * * * hastaneler sizi neden sunmaksızın öldürmeye çalıştıkları yerler­dir. Amerikan hastanelerindeki soğuk ve ölçülü acımasızlığın nede­ni doktorların fazla mesai yapmaları ya da ölümü kanıksamış, sıkıl­mış olmaları değildir, asıl neden çoğu zaman başları ile kıçlarını ayırdetmeyi beceremeyen, cahillerin hayranlığa boğulup merhemi elinde bulunduran büyücü olarak gördükleri ve ÇOK AZ İŞ YAPIP ÇOK FAZLA PARA KAZANAN doktorların kendileridir. * ** bir metropol gazetesi kötü haber yazmadan önce kendi nabzını ölçer. * **

     
     

    carpediyrem (10.12.2011 21:14) Cevap yaz | Bu mesajı sil
    Pardon bu yazıyı nereden aldınız acaba? Bir kitap ismiyse acilen okumak istiyorum


     

  • blueAngel78 (24.08.2007 14:53) Cevap yaz  Favori sözünü oku | Bu mesajı sil

    Kaçıncı kez kanından,
    Bir kan aktı topraga,
    Öyle bir ah cekti ki,
    Aksetti dagdan daga.

    -Ey kâfir duy sesimi!
    Duy dinim hakkı icin.
    Her damla kanım icin,
    Sizden bir can gidecek!
    Sanmayın ki korkum var,
    Ölmekten iyi bilin!
    Türk vatansız bir canı
    Nereye götürecek!

    Millet icin inadımız,
    Türk konmustur öz adımız.
    Savaşmaktır sanatımız,
    Göz nurundan geze dogru....

     

  • Alişair (23.08.2007 22:04) Cevap yaz  Favori sözünü oku | Bu mesajı sil

    Ustalık yapanlara söylenir. 'Bir vur bir bak, sonra deme ah vah' (Bir vur bir bağ, sora deme ağ-u vağ)
     

  • 14-B (23.08.2007 20:29) Cevap yaz | Bu mesajı sil

    yavaş atın çiftesi pek olur...

    hızlı giden atın boku seyrek düşer....

    at gibi karı....vs...

     

  • Aksa_m (23.08.2007 10:35) Cevap yaz | Yazılmış 1 cevabı oku  Favori sözünü oku | Bu mesajı sil

    'Görülmeyene inanmanın mükafatı görülmeyeni görmektir.'
     
     

    denizsovalyesi (23.08.2007 15:42) Cevap yaz | Bu mesajı sil
    Gerçekten güzel olanı görmek için ondan vazgeçmek konumuna erişmek gerekir.


     

  • incik-boncuk (23.08.2007 09:26) Cevap yaz | Yazılmış 1 cevabı oku | Bu mesajı sil

    Bence bu yazılar, başımıza gelen kötü olayların bize verdiği derslerden daha fazla etkili değiller davranışlarımızı yönlendirmede...Herkes iyi ahlakı savunuyor ama uygulamaya gelince herkesin davranışı farklı yönde olabiliyor... :)
     
     

    herşey yalan_34 (24.08.2007 19:00) Cevap yaz | Bu mesajı sil
    tamemen size katılıyorum.herkes ahlaktan bahseder ama herkes kendini düşünür..


     

  • lilanila (23.08.2007 09:23) Cevap yaz  Favori sözünü oku | Bu mesajı sil

    robot çocuk

    normal mutlu bir karı koca
    hayatları harika
    bir gün pek sevindi bay simith
    bayan simith anne olacaktı
    e kendisi de baba
    doğrusu doğum günü pek tatsız bir hatıra
    bebek insan değil
    robotun tekiydi zira
    ne yapar ki insan sarılmak isteyince:
    ne sıcak ne yumuşak.. deri, deri değil
    teneke soğuk, ince
    bir kafa ki telli tüplü
    belli değildi cinsi ve sadece
    kablosu prizdeyken vardı hayat belirtisi.
    adam çıkıştı doktora
    “ne yaptınız oğluma?
    ben neler umuyordum
    bu bebek alüminyum”
    doktor kibarca dedi ki: “sakin olun.
    belki ters gelecek ama siz
    bu tuhaf çocuğun babası değilsiniz
    doğrusu bu tip vakalar
    tıp literatüründe ender
    ve kanımızca babası
    bir mikrodalga blender”
    çiftin hayatı karardı
    artık arada nefret vardı
    adam affetmiyordu kadını
    onun bir mutfak aletiyle
    kutsal olmayan ittifakını.
    robot çocuk böyle böyle
    büyüdü adam oldu
    ve sık sık yanlışlıkla
    kutu sanılıp çöple doldu

    Tim Burton

     

  • ST®ÂÑG£® (22.08.2007 21:42) Cevap yaz | Bu mesajı sil

    Hiç düşündün mü niçindir yaşamak?
    Bir görev yapmak içindir yaşamak.
    Er kişiysen görevin neyse, başar.
    Zevke, eğlenceye hayvan da koşar

     

  • glycol (22.08.2007 20:35) Cevap yaz | Bu mesajı sil

    'Yaptığım kötülüğe/ kötülükle karşılık verirsen sen/ senle ben arasında/ne fark kalır söyle.'
    ÖMER HAYYAM

     

  • Sire Buke (22.08.2007 11:16) Cevap yaz | Yazılmış 2 cevabı oku | Bu mesajı sil

    Kays, bilinen adıyla Mecnun, Leyla`nın aşkından kendisinden geçip yarı meczup bir halde çölde giderken, namaz kılmakta olan bir dervişin önünden geçer. Derviş hemen namazını selamlayıp, Mecnun'a 'Namaz kılan birinin önünden geçilmez, bunu bilmiyor musun? ' diye çıkışır. Mecnun cevap verir 'Ben Leyla'nın aşkından öyle bir hale geldim ki, senin burada namaz kıldığını görmedim bile, sen nasıl bir aşkla namaz kılıyorsun da benim senin önünden geçtiğimi görüyorsun? '
     
     

    Oda Olur (24.08.2007 16:11) Cevap yaz | Bu mesajı sil
    adamın namazı bozulmuş, nasıl görmesin! ? :)


    asi serzeniş (22.08.2007 15:27) Cevap yaz | Bu mesajı sil
    :))


     

  • Bilge Su 1 (22.08.2007 10:46) Cevap yaz | Yazılmış 2 cevabı oku | Bu mesajı sil

    Yılmaz Güney'in 'Le Mur-Duvar' adlı filmin çekimleri sırasında yaşanan olaylardan

    bir de belgesel film hazırlanmıştır.Bu belgeselde, filmin çekiminde yer alan

    çocuklar ile Yılmaz Güney arasında geçen bir söyleşi vardır.Bu söyleşinin bir

    bölümü özetle şöyledir: '-Herkesin kafasında Türkiye'den neden kaçtığınıza dair bir

    soru var? '-Hapishaneden kaçtım.Türkiye'den kaçmadım.Hedefimiz neresi biliyor

    musunuz arkadaşlar? Türkiye.Türkiye'ye gideceğiz.Türkiye'ye gitmenin bir tek yolu

    var.Türkiye'de insanlara, sizin gibi genç insanlara çok iyi yaşama koşullarının

    hazırlanabileceği ortam; eğer ortam hazırlanmazsa siz orada ne olursunuz biliyor

    musunuz? Bu dinamizmle gangster olursunuz.Kabadayılık hastalığına tutulur,

    hapishanelere düşersiniz.20 sene, 30 sene.Kiminiz ölür,kiminiz kurşunlara

    dizilir.Kiminiz bir kadına hasta olur orada; genelevin, barın önünde vurulur,kiminiz

    esrar kaçakcısı, kiminiz sigara kaçakcısı olarak kaldırımlarda ölürsünüz.Bir tek

    kurtuluş var: DEVRİM.'

     
     

    ydidim (06.09.2007 23:56) Cevap yaz | Bu mesajı sil
    adammı kalmadı örnek alacağın! ...


    cem.cemal (24.08.2007 18:07) Cevap yaz | Yazılmış 1 cevabı oku | Bu mesajı sil
    Dikkat ettim de savunduğunuz ve yücelttiğiniz tüm adamlar katil. Başka adamınız yok mu şöyle katil ve eşkıya olmayan.


     

  • asi serzeniş (22.08.2007 09:42) Cevap yaz | Yazılmış 2 cevabı oku | Bu mesajı sil

    simurg hikayesi mesela çok etkileyicidir
    Ve simurg(otuzkuş) anlar ki ardıkları sultan kendilerdir...

     
     

    Elin Herifi (23.08.2007 01:06) Cevap yaz | Bu mesajı sil
    Aa, birileri sultan mı arıyor? Bakın millet ben burdayım :) Ama kimse aramasa bile ben kendimi kolayca bulabileceğim için şanslı sayılırım dimi :) :)


    Şukela14 (22.08.2007 14:24) Cevap yaz | Yazılmış 1 cevabı oku | Bu mesajı sil
    eveeet ama yola binlerce kuş olarak çıkarlar aralarından sadece 30 tanesi pes etmez ve aradıkları sultanın kendileri oldukları anlaşılır.


     

  • Anadolu Kızı (22.08.2007 06:44) Cevap yaz  Favori sözünü oku | Bu mesajı sil

    GENÇLİK ABDÜLBAKİ ÖNCEL;


    HAYAT SÜRECİ
    Oyun ve eğlencenin süresi az olur, çabukça gelip geçer. Oyun ve eğlence çoğu kez bir takım üzüntülere sebep olmaktadır. Oyun ve eğlenceye çoğunlukla olayların ötesi, sonu düşünülmediği zaman katılınır. Fakat meselenin, olayların sonu düşünüldüğü zaman; oyun, eğlence diye bir şey kalmaz.
    Oyun ve eğlenceyle genellikle çocuklar ve aldatılmış cahiller meşgul olur.
    Akıllı insan nadiren bunlara dalar.
    Dünya lezzetleri de böyledir.
    Hakikat ehli, bu dünya zevk ve lezzetlerinin aslında önem verilecek bir meta olmadığını, aldatıcı şeyler olduğunu bilirler.
    Oyun ve eğlencenin sonu hoş değildir.
    Dünya zevk ve lezzetleri de bir oyun ve eğlencedir. İtibar edilecek bir hakikat değildir. “Ahiret yurdu muttakiler için daha hayırlıdır.” (En’am, 32)
    Bu dünyada insana zevk veren şeyler değersiz, ahiretin hayırları ise değerli ve şereflidir. Dünya zevkleri ancak şehevî ihtiyaçları karşılamak içindir. Bu ise son derece basittir, değersizdir.
    İnsan, şeref bakımından hayvanlardan daha üstündür.
    Deve, insandan daha çok yer.
    Horoz ve serçe, karşı cinsten daha çok faydalanır.
    Kurt, insandan daha çok tahripkârdır.
    Akrep, acı vermekte daha güçlüdür.
    Bütün bunlar, övünülecek bir şey olsaydı, bu konularda ileri noktalarda olmak insanın şerefini artıran bir neden olurdu. Bütün bunlar, kıymetsiz şeylerdir. Geçici şeylerdir.
    Manevî saadetler ise değerli, kudsî, yüce ve devamlı lezzetlerdir.
    Bunun içindir ki, çokça ilmi olan ve maddi lezzetlerden uzak duran insanlar, hürmet ve hizmet ederler. Kendilerini böyle insanlara bendeder, onlara nispetle nefislerini şâki sayarlar.
    Bu da bize gösterir ki, insan fıtratı maddi lezzetleri önemsiz ve aşağı sayarken, manevî lezzetleri yüce mertebelerde görmektedir.
    Ahiret nimetlerine kavuşalacağı kesindir. Ama dünya nimetlerinden elimizde bulunanın bile muhafazasının garantisi yoktur.
    Güç, kuvvet, saltanat bir dünya nimetidir.
    Nice güçlü, kuvvetli, saltanatlı insan vardır ki, bir nefesi alıp tekrar veremeyişi veya bir nefes verip tekrar alamayışı bütün varlığını silip süpürmüştür.
    Dünya nimet ve saltanatı hep böyledir. Değişkendir. Ebedî değil...
    İnsan nice dünyalıklar elde eder ama ondan faydalanıp faydalanamayacağını bile bilmez. Oysa ahiret mutlulukları ve ahiret hayırları böyle değildir. Kazanmışsak ahiret azığını; faydalanacağımız da kesindir.
    Fahrettin Razi der ki: “Dünyadaki nimetler ve mutluluklar pek çok noksanlıkları kendinde taşımaktadır. Ancak ahiret mutlulukları böyle değildir. O halde ahiret mutlulukları kesinlikle daha mükemmel, üstün, sürekli ve daha iyidir.”
    Ahirette tekrar diriliş, hesap ve ceza meseleleri İslam’ın getirdiği akide esaslarından bir cüzdür. Yaratıcı’nın birliğini kabullenmenin hemen ardından bunlara inanmak gerekir. İslam dini, akide-tasavvur, ahlak-şeriat ve nizamlarıyla ancak ahirete inanma esaslarına dayanarak var olabilir.
    İslam, mükemmel bir din olup,
    Mü’minlere verilen bir nimet,
    Rabbimizin bize ihsanı,
    Din olarak münasip gördüğü inanç sistemidir. O, bir hayat düsturudur.
    O düstur da, ulûhiyet gerçeği ile ahiret hayatının hakikati birleştirilip tek temel üzerine oturtulmuş, bina edilmiştir. Böylece itikadi-şer’i-ahlaki değerler birleştirilip yoğrularak mütekamil bir din meydana gelmiştir.
    Acaba hayatın manası, beşer ömrünün teşkil ettiği 60-70 yıllık şu kısa zaman dilimi midir? Ya da asırlar boyu süregelen insanlık tarihi, hayatın manasının ifadesi midir?
    Elbetteki hayatın manası bu olmamalıdır.
    Zamanın sonsuzluğunu, ufukların genişliğini, âlemlerin derinliğini ve hakikatin çeşitlerini içine alan bir açılımı olmalıdır hayatın manasının. Öyle ki, şu görünen dünya hayatını içine aldığı gibi, zamanda uzayıp dünya hayatının ona nisbeten gündüzün bir saati kadar kaldığı ve miktarını Allah’tan başka kimsenin bilemediği ahireti de içine alan bir manası olmalıdır hayatın.
    Hayat;
    Mekan itibariyle, üzerinde beşeriyetin yaşamakta olduğu şu yeryüzünü içine aldığı gibi, zaman da uzayarak giden, eni yeryüzüyle gökler kadar olan cenneti ve milyarlarca seneden beri yeryüzünden gelip geçen nesillerin hepsine yetecek genişlikteki cehennemi ile birlikte ahiret yurdunu da ihtiva etmektedir.
    Hayat;
    Şu görünen kainata şâmil olduğu gibi, her türlü hakikatlerini Rabb’imden başka kimsenin bilemediği, gayb âlemini de içine almaktadır. Hakkında Rabb’imin bildirdiğinden başka bir bilgimiz olmayan o gayb alemi, ölüm anı ile başlayıp ahiret hayatıyla sonuçlanır. Ölüm alemi de, ahiret alemi de mahiyeti Rab Teâlâ’da saklı birer gayb alemidir. Ve her ikisinde de insanın hayatı Allah (c.c.) ’ın bildiği surette devam edip gidecektir.
    Bildiğimiz, şu dünya hayatındaki yaşayışımızdan başka, bu hayatı andıran ikinci bir hayat dediğimiz ahiret yaşayışını da içine almalıdır hayat.
    O ahiret hayatı ki, yanında dünya hayatı bir sinek kanadı kadar dahi bir mana ifade etmez. O hayat, dünyadakinden daha fevkalade tat ve lezzetlerle donatılmış olacaktır.
    İslam tasavvurunda insanoğluna kazandırılmak istenen şahsiyet; işte böylesine;
    Zamanın sonsuz mesafesini,
    Mekanın hudutsuz ufuklarını,
    Hayat ve âlemlerin bitmeyen derinliklerini ve yüceliklerini içine almaktadır.
    Bu kadar geniş ölçüdeki zaman, mekan âlemler ve lezzetleri kucaklayıp yaşayan bir insan, sadece dünya hayatı için mücadele eden, kendine yapılanların veya kendi yaptıklarının, cezasıyla mükafatını yalnız yeryüzündeki insanlardan beklemekten başka çaresi bulunmayan insanla mukayese edilemez.
    Rabb’im! ... Sen, bizi bizden daha iyi bilirsin.
    Azıp, yanılıyor, nefse ve şeytana uyarak hayatın hakikatlerinden uzaklaşıyoruz.
    Sana lâyık, senin istediğin gibi bir kul yap bizi.
    Hem nefislerimizi,
    Hem nesillerimizi...
    Senin için ne zor ki? ..
    Hayatın anlamını kavrat bize. Arındır bizi günahlardan. Koru bizi, nefsimizin şomluğundan.

     

« Önceki 1 2 3 4 10 17 18 19 20 21 22 23

  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2015. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu.
Şu anda buradasınız: Erdemli Sözler, Ders Alınacak Hikayeler, Öğütler...

Antoloji.com
27.02.2015 23:06:01  #.234#
  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Nedir  » Gruplar  » E-Kart  » Sinema  » Haber  » Bilgi Yarışması  » İletişim
 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İnsan Kaynakları   » İletişim   » Seçim  
[Hata Bildir]