TWITTER'DA
TAKİP ET
twitter.com/AntolojiCom
Şiir Antoloji.comKitapŞiirEtkinlikler Şarkı SözleriŞarkılar Antoloji.comResimForumNedir?Antoloji.comÜyelerAntoloji.comGruplarAntoloji.com Mesajlarım
 Forum Ana Sayfa
  - Yaşam
  - Güncel
  - Bilim
  - Edebiyat
  - Şiir
  - Kültür Sanat
  - Müzik
 Tüm Tartışmalar
 Serbest Kürsü
 Konferans Salonu
 Mavi Salon
 Nedir Bölümü
 Forum Yazılarım
 Sevginizi İlan Edin
 Yeni Tartışma Aç
 Anketler
 Kimler Online?
 Forum Kuralları
 
Forum bölümü ile ilgili düşüncelerinizi lütfen bize yazınız

Antoloji Dünyasından Haberler
 

Antoloji'de okuduğunuz en güzel amatör şiir hangisi?

Başlatan: saim_hal_@hotmail.com (02 Kasım 2006 Perşembe)

1 2 3 4 5 6 7 10 20 20 21 22 23 Sonraki »

  • 0 person liked.
    0 person did not like.
    Son Bahar 5 (08.02.2014 13:03) Cevap yaz  Favori sözünü oku | Bu mesajı sil

    Şahram Ziyneti-Ressamın hayatından bir gün
     

  • Özden Yıldız (06.02.2014 19:36) Cevap yaz  Favori sözünü oku | Bu mesajı sil

    '' Halbuki ''

    Hâlbuki
    O kadar çok kelime var ki sırada bekleyen
    Her birisi sen anlamlı, sen heceli
    Geceli bir gündüz yaşıyorum, senli ve benli
    Hangi kelimede kekelesem, sen ikilemli…
    Dilime, imanıma seni yazıyorum şimdi
    Biraz sarhoş, biraz deli…

    Hâlbuki
    O kadar çok gece var ki sırada bekleyen
    Her biri siyah dantelli, arzu hevesli
    Nefesli bir ölüm yaşıyorum, belirsiz belli
    Hangi rüyamda ölsem, sen Azrail’li…
    Karınca kararınca ölüyorum şimdi
    Biraz gereksiz, biraz mecburi…

    Hâlbuki
    O kadar çok ümit var ki sırada bekleyen
    Her birisi ihtimalli, mantık seviyeli
    Farklı bir hayat yaşıyorum, anlamsız nefesli
    Hangi hayale kapılsa gözlerim, sen seli;
    Damla damla ağlıyorum şimdi
    Biraz sulusepken, biraz gizli.

    Murat Tugan

     

  • Selahaddîn Mirzâ (05.02.2014 20:54) Cevap yaz  Favori sözünü oku | Bu mesajı sil

    Perşembe Travmaları

    PERŞEMBE TRAVMALARI,



    Annem’in aşkına…



    ‘nasıl düşerse bir serçe helinden sokak çocukların merhametine,
    kalbim o derece çırpınır, o mermer taşın üzerinde.’

    ıslık çalan bu patika,
    yasladığımda başımı geride bıraktığım yıllarına
    bir ömrün özetini notalar:

    ‘bir kadın en öpülesi çağında
    tanrısal çileleri beyazlattı saçlarında’

    düşünüyordu Descartes
    o halde varım demişti
    varlığını
    her perşembe
    *sosın köklerinde sulayanları yok sayarak

    ve her perşembe
    almanya dan bir gün şarkı söyleyen penguenleri getireceğine inanarak
    mermer taşın kenarına bırakırdım avucumda sımsıkı tuttuğum terleyen bozuklukları
    annem, elinde küçük yeşil bir kitapla anlayamadığım bir dilde
    hıçkırıklara boğulan bir nota ile türkü söylüyordu
    toprağında karıncalar gezen o mermer kaleye
    ben, bizim mermer kalenin milimetrik hizasında
    künyesi çimenrengi briket taşın üstünde oturuyordum
    bu melodram hava bitinceye dek.
    yeşil kaplı kitabı kapanarak
    mıh gibi aklımda tuttuğum bu ezberin

    ‘..........sadakallahulaziiym........’ kısmında

    benim de yürekten ‘amin’ diyerek katıldığım, ve
    ilk gün geldiğimiz bu çiçek tarlasında
    zılgıtlarla mermer kalemize diktiğimiz karaçam’ı suya boğuyorduk.

    sonra
    en sevdiğim kısmı bu rutin ziyaretlerin,
    usumu bozup karton kutuda getirdiğimiz
    kremalı gofretleri yaşıtlarıma dağıtmaya, ve bilmukabele dağıtırken de
    ağzıma tıkıştırmaya koşardım.

    güneş bir portakal şekeri gibi ufukta kızarırken
    biz mermer kalemizi geride bırakıp kırlangıçlar arasından evimizi adımlıyorduk
    annemle

    Ve
    zamanla yaşıt bu kadının dediği gibi karaçamla birlikte boy vermiştim,
    naylon yeşil potinlerime bakarak mekik dokuduğum
    bindokuzyüzdoksaniki adımdan her Perşembe günü biraz daha uzaklaştım
    oysa ölüm,
    babamın mermer kalesinde başucuna koyduğum bozuk paralarımla
    bana hiçbir şey getirmemişti gelecekte.
    çocukluğumu arşınladığım o almanya rüyası
    geçekleşmesi ihtimal bir sevinç morfinlemişti belleğime
    taa ki okula başladığım ilk gün seçkin çocuklarla ele ele
    sosyal yardımlaşmadan yeşil önlüğümü almaya yollandığımda anlamıştım
    mermer kalede yatanın babam olduğunu
    Ve
    mektepte öğrendiğim ilk harflerle,
    koşup mezar taşlarını okumuştum buruk bir hecelemeyle
    o zaman anlamıştım
    bir anne neden yalan söyler!
    penguenlerin asla şarkı söyleyemediklerini,
    verdiğim bütün bozuk paraların benden sonra hep alındığını
    sadakallahulaziiym türkü olmadığını
    almanyadan dönecek kimsemizin olmadığını
    O zaman anlamıştım,
    kafamı musalla taşına çarpar gibi….


    ***

    elini tutabilmek için hızlı adımlarla, parmak uçlarımdan amuda kalktığım bu kadına
    her perşembe biraz daha aşık olmuştum.
    ağlayacakken yüzündeki kederi en usta sihirbazlar gibi otuziki dişiyle gülmeğe değiştiriken
    ağlarken gülebilmeyi öğrenmiştim
    en taranası çağında saçlarının, arasında geziyordu parmaklarım
    işte bu yüzden ellerim hep kına kokar benim

    şimdi düşünürüm
    eksikliğini hiç hissetmediğim bir adamın göğüsleriydi süt emdiğim
    ateşler içinde uyurken, bir adamın eliydi alnımda hazır bekleyen
    benden önce uyanan, benden sonra uyuyan bir babaydı o
    o, dünyayı kapıda bırakıp içeri girdiğimde sahana un katıp en güzel yumurtayı yapandı.
    sabah ekmeğime sana yağı çalan okul dönüşü beni savaşçı gibi giydirip işe uğurlayan
    elimi kaptırdığım manivelanın çekicine lanet yağdıran bir Tanrısaldı o
    her akşam, mayaladığı yoğurdun kaymağını bana ayıran karbonmonoksit zehirimi temizleyen
    canımın içi lokman hekimiydi o.
    En soytarı zamanlarındayken dostlarım ben aşık olmayı hep ertelemiştim eşek kadarken
    işte bü yüzden hep kendimden büyük kadınlar sevdim.
    işte bu yüzden sokak maçlarında hep yedek beklerdim.
    işte bu yüzdendir benim Perşembe travmalarım.

    ***
    Zamanın eli değdi bize,
    ben büyürken kanayan bir oluk gibi esmer kabuğunda karaçamın
    aylar yıllar geçti
    karaçam kozalaklarını döktü mermer kalemizin üzerine.
    Mektepler bitirdim,
    şehirler gezdim,
    adam oldum
    ağladım!
    kadim dostlarım oldu
    Ve babam gibi aşık oldum

    Düşünüyordu Descartes
    o halde varım demişti
    varlığını
    her perşembe
    *zambak köklerinde sulayanları yok sayarak

    çok düşünmemişti demek ki Descartes,
    seviyorum, ölesiye varım!

    Selahaddîn Mirzâ

     

  • Şiir Dünyası 2 (23.12.2013 18:57) Cevap yaz  Favori sözünü oku | Bu mesajı sil

    Hz.Mevlana: Etme
     

  • fausto2005 (12.08.2013 14:29) Cevap yaz | Yazılmış 1 cevabı oku | Bu mesajı sil

    Herkes kendi şiirini övüyor ne kadar ilginç bir sayfa
     
     

    Hasan Akkuş 4 (26.01.2014 20:06) Cevap yaz | Bu mesajı sil
    :D demekki ego tavan olunca böyle oluyor:D


     

  • Mustafa Battal (01.06.2013 12:30) Cevap yaz  Favori sözünü oku | Bu mesajı sil

    http://www.antoloji.com/istemem-247-siiri/

    İstemem

    Derdinden olsam da deli divane
    Sönen bu ateşi yakma istemem
    Sen şimdi desen ki başlasak yine
    Eski günler gibi bakma istemem

    Madem gelecektin önce gelseydin
    Şimdilere kadar nerelerdeydin
    Yokluğunda çektiğimi bilseydin
    Beni bir kez daha yıkma istemem

    Hayalleri çaldın her bir günümden
    Dalları kopardın gonca gülümden
    Yaşadığım her gün beter ölümden
    Namluda son kurşun sıkma istemem

    Uğraşma boşuna bitti bu sevda
    Hatıralar vardı gömdüm onu da
    Seni düşlerimden sildim sonunda
    Gönlünden gönlüme akma istemem

    Meşakkatlerinden buraya kadar
    Bilmem gelişinde ne sırlar yatar
    Hüsran olan kalbim sensiz de atar
    Elini koluma takma istemem

    Gönül defterinde çizdim ismini
    Unuttum çoktandır senin cismini
    Yırttım parça parça attım resmini
    Bir daha karşıma çıkma istemem

    Mustafa Battal

     

  • Murat Altıntaş (21.05.2013 21:46) Cevap yaz  Favori sözünü oku | Bu mesajı sil

    Suçlu

    Sende de değil suç, bende de
    İki suçlu var
    İkiside sende
    Biri gözlerinde
    Diğeri gülümsemende


    O kahve var ya o kahve

    Kırk yıl hatırı olmaz her kahvenin
    Kahve dediğin gönülde kaynamalı

    İçinde şeker olmaz her kahvenin
    Şeker dediğin muhabbette olmalı

    Kalırsa bi acı tat kalmalı ağızda
    Kahve dediğin sözde kalmamalı.


    Gülümsemek

    Gülümsemek böyle aniden
    İçten ve bir anda
    Başkaları şaşırır anlam veremez
    Gülümsemek, gözlerinin içinden
    Derinden, ta en derinden

    Bir Suret-i Hayâl

    Boğaz düğümlenir önce
    Şarkı nakarata girer sonra
    Gözler dolar, yaşlar akar
    Eller silmez, kalır öylece
    Ve elbet senin için akan
    Hiçbir gözyaşı silinmez
    Hep yüzde kurur, öylece.

    Ağır Sevda; sen, ben, biz ve ikimiz

    Ben seni hiç öpmedim
    Sen bana hiç sarılmadın
    Biz hiç el ele yürümedik
    Senle ben hiç biz olmadık;
    Sen bana kördün
    Ben sana kördüğüm


    Murat Ferman Gökmenoğlu


    http://www.antoloji.com/murat-ferman-gokmenoglu/

     

  • Murat Altıntaş (21.05.2013 21:34) Cevap yaz  Favori sözünü oku | Bu mesajı sil

    Anlarsın

    Dikeni batınca anlarsın gülü
    Yaşlar akınca anlarsın gözleri
    Şemsiyen yoksa anlarsın yağmuru
    Sırıl sıklam olunca ıslanmış olursun
    Damlalarını anlarsın yağmurun
    Tam akacakken gözlerden yaş
    Basarsan kahkahayı
    İşte o zaman acıyı anlarsın
    Kırık bir nakarat
    Girerse bir gün kulağına
    İşte tam da o zaman anlarsın
    Beni ve seni

    http://www.antoloji.com/murat-ferman-gokmenoglu/siirleri/

     

  • Murat Altıntaş (20.05.2013 23:08) Cevap yaz  Favori sözünü oku | Bu mesajı sil

    Başka Bir Zaman Da

    Başka bir anda karşılaşmak belki daha güzel olurdu Başka bir fotoğrafın karesinde bir parça olmak Belki daha hoş olurdu

    Gökteki aynı güneşin altında ısınmak belki hoş Ama o güneşe birlikte bakmak Belki daha hoş olurdu

    O silmeye kıyamadağım yüzümde kuruyan göz yaşları Hasretinden değil de vuslatından olsa Belki daha hoş olurdu

    Gitmek güzel sey, senin için gitmek hem çok güzel Ama dönebilseydim mesela sana gelebilseydim Belki daha güzel olurdu

    Hüzün, keder, göz yaşı hep bizim için Beni kırmamaya çalışman güzel ama parçalamasaydın mesela Belki daha güzel olurdu

    Murat Ferman Gökmenoğlu

    http://www.antoloji.com/murat-ferman-gokmenoglu/siirleri/

     

  • Murat Altıntaş (20.05.2013 23:05) Cevap yaz  Favori sözünü oku | Bu mesajı sil

    Kalp Çarpıntısı

    Tek hakkın varmış bunun için
    Sadece bir kez o da senin için

    Bin kere istesende
    Bir kere hissedermişsin
    Kulağınla kalbini duymayı

    İşte ben o hakkımı sende kullandım
    Onuda bir kaldırım kenarında bıraktım

    Geçsin diye elimle kapattım
    İşte ben seni tam orada bıraktım

    http://www.antoloji.com/murat-ferman-gokmenoglu/

     

  • Aly_UZUNER (23.03.2013 09:30) Cevap yaz | Bu mesajı sil

    Hayat işte...
    Bazıları şair olur,
    Bazıları şiir...
    Ve bir dizede karşılaşılır mutlak,
    Ama rakıyla,
    Ama şarapla...

     

  • Semadan Gelen Huzur (29.01.2013 13:26) Cevap yaz | Bu mesajı sil

    Bilmelisin ki-Salih Eymen
     

1 2 3 4 5 6 7 10 20 20 21 22 23 Sonraki »

  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2014. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu.
Şu anda buradasınız: Antoloji'de okuduğunuz en güzel amatör şiir hangisi?

Antoloji.com
23.04.2014 22:30:26  #.234#
  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Nedir  » Gruplar  » E-Kart  » Sinema  » Haber  » Bilgi Yarışması  » İletişim
 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İnsan Kaynakları   » İletişim   » Seçim  
[Hata Bildir]